2 Aralık 2012 Pazar

müzik ve ben

ben müziği her durumda dinleyebilirim genelde. ama en çok da içimdeki sesi bastırmak için dinlerim sanırım.
öğrencilerimden birisi müzik dersine karşı çıkmış, bana da bi kitap getirdi orada yazıyor öğretmenim, dinlememiz gerekiyor dedi. bende o anda bi dolu çocuk başımda ne amaçla söylediğini pek anlamadan sadece üstün körü açıklamada bulunmuştum. sonradan anladım ki müzik dersinde şarkı söylememek içinmiş o kitap. sonra müzik öğretmeninden öğrendim bunu. açıkladım tabi anlayacağı bir şekilde daha sonra. ne kadar anladı tabi bilemiyorum.
okuduğum kadarıyla müziğin neye hizmet ettiği önemli. eğer müzik seni kötü düşüncelere götürüyorsa evet dinlenmemesi ve yapılmaması gerekir. mesela ben öyle müzikler dinlerim ki o müzik beni çalışmaya teşvik eder. içimden geçen kötü duyguları bastırır. çok sinirli olduğumda son ses dinlerim ki o sinirli anım geçsin. aklımda dönüp durmasın saçma düşünceler.
mesela şu anda da öyle bir andayım. son ses müzik dinliyorum ve aklımda olmaması gereken düşünceleri uzaklaştırmaya çalışıyorum. bastırıyorum bi anlamda nefsimi.


bu ikisini dinliyorum şu anda. düşünmemek için. işime konsantre olmak için.


geçmiş öğretmenler günüm kutlu olsun :D

biliyırum bunu yazmak için bayaaa bir geciktim ama resimleri bilgisayara yeni yükledim bu yüzden ancak yazabiliyorum. tabi üzerine can sıkıntı da eklenince hiçbir şey yazasım gelmiyor.
bu geçen cuma verilen ilk hediyem. sabah daha öğretmenler odasına girmeden heyecanla bunu getirdi öğrencim çok mutlu oldum.
bu gül de annemden. çok güzel kokuyordu hala kurumuş hali masamda :)

 bu da okulda müdür beyin hazırladığı bi kutlama. çok süpriz oldu. öğrencileri de ayarlamış. tam bize bir seminer var onu okuacağım diye bu kağıtları okumaya başladı ki öğrenciler hemen ellerinde kocaman güzel bir pasta ile öğretmenler odasına girdi. çok güzeldi. daha sonra müdür bey o okuduğu kağıtları böyle kartona yapıştırdı.
bu da hediyelerden biri. içinde eşarp vardı. size en uygun hediye bu olur dediler. :)
üsttekiler cuma günkü hediyeler. öğretmenler günü cumartesiye denk gelince bi hafta kutlama yaptık resmen. ilk önce ilk öğretmenler günüm niye böyle oldu diye üzülmüştüm ama bi hafta kutlama olunca iyi de oldu yani :))

bu çiçek de pazartesi günkü süprizden :) okulun en yazamaz en hocasına göre şekil alan sınıfından. erkek öğretmenlere süt dökmüş kedi ama bayan öğretmenlere gelince tam bir canavarlar. işte kendilerini af ettirmek için her öğretmene çiçek yaptırmışlar.
bu papatyalar da iki kız öğrencimden. çiçek gibisiniz dediler :))
daha başka hediyeler de var aslında ama fotoğrafını çektiklerim bunlar. özellikle öğretmene kalem hediye dilir ya. ben hediye edilen kalemlerden koleksiyon yapmaya karar verdim :) bakalım öğretmenlik hayatım boyunca kaç kalemim olacak. şimdilik 3 tane. 
arkadaşlar kucak dolusu hediye ile gelmişler evlerine. benim o kadar çok olmadı. tabi öğrencilere düşük notlar verip üzerine de soğuk davranınca (yapım öyle ne yapayım) sonuç böyle oldu. ama olsun işimi hakkıyla yapınca hediyenin önemsiz olduğunu anladım. çünkü öğrencilerde biri hediye alınca diğeri de alma diye birşey var. en iyi hediyeyi kim alacak. bunu istemiyorum ben işimi iyi yapayım da gerisi boş. 








25 Kasım 2012 Pazar

düşünmeden

şimdi yazdıklarımın hepsi bi anda aklıma gelen şeyler. hiç düşünmeden. aslında güzel şeyler oluyo hayatımda onları yazmak istiyorum ama şu anki durum benim canımı sıktı. ve güzelliklerin önüne geçirmek istedim. 
benim tanıdıklarıma gelince aileme göre onların hepsi kötü. benim hiç iyi bi arkadasım tanıdığım olamaz illa altından bir şey çıkmalı. çok sinirlerimi bozuyor bu durum.
kendilerine gelince daha tanıyalı beş dakika olmamış kimselere neler anlatıyorlar benim gönül bağı kurduğum kişilere gelince ise hep bi kötü yan arıyorlar.
n,iye illa benim tanıdıklarım kötü olmalı. dünya bana iyi olamaz mı. hep mi kötü tarafını gösterecek bana da bu kadar korumaya çalışıyorlar beni.
beni acıta acıta bunu yapmaları mı gerekiyor.
kendileri ders çıkarmıyorlar yaşadıklarından ama illa ben kusursuz olacağım, pamuklara sarılacağım. 
her gezi konusu açıldığında bunu yaptılar mesela bana. hep kötülediler. hep arkadaslarım güvensiz oldu, hep en ufak bir şeyde onlar zaten öyle ama sen aşık oluyorsun onlara gibi şeyler duydum. gerçekten çok sıkıldım artık. 
evde tek kalmak istiyorum mesela ben. teklik nasıl bi duygu merak ediyorum. gerçekten sıkılacak mıyım korkacak mıyım merak ediyorum. 
üzerime bu kadar düşülmesi bunaltıyor artık.
niye illa kötü olmak zorunda benim çevrem hiç mi iyi olamaz. size menfaati olmayınca iyi olamaz mı benim çevrem.
böyle işte. normalde ben bunu buraya yazmazdım ama yazdım işte düşünmeden.....

10 Kasım 2012 Cumartesi

sprout



çok tatlı bir aşk dizisi. çevrilmesini bekliyordum. sonunda bitmiş çeviri. beklediğime değdi diyebilirim. 
ilk başta çok kısa bölümler.12 bölüm ve her bölüm 23 dk. bu yüzden iki günde bitirdim.
kısa olduğundan her şey ayrıntılı işlenmiyor. bazı yerleri işleselerdi olurdu. mesela ben Hayato'nun ailesini merak ettim , Hayato ne zaman işe başladı. işte Japonların farkı. bunu izlerken onu düşündüm. bazı yerler çok kısa geçilmiş ve atlanmış  ya eğer Türkler çekiyor olsaydı bunu her şeyi en ince ayrıntısına kadar öğrenirdik. 
biraz yavaş gelebilir belki ama ben sıkılmadan izledim.
ha bi de dizi de sinir olduğum hatta japon dizilerinde sinir olduğum şey oyuncu konuşmayıp da ağzını hareket ettiriyor ya. biz oradan ne anlayacaksak. yani iki kelime etse de ağzını yamultup durmasa olmaz. cool olmaz herhalde o zaman.
bunu yazarken aklıma türk dizileri geldi. onlarda da önemli bir şey olduğunda iki saat yüzler çekiliyor ya. sinir oluyorum. yani anlıyoruz gergin ortam çoook mühim şeyler olacak da niye iki saat biz o oyuncuların yüz haritasını çıkarmak zorunda kalıyoruz. 
yine diziden bi ayrıntı daha söyleyeyim. kızın iç sesi baya iç sesdi yani. bi iç ses için beyaz ekran geliyor iç ses yazılıyor. sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. ha bu beni çok rahatsız etmedi de yine de söyleyeyim dedim tuhaftı :)
 sonuçta aşk dizisiydi ve kısacıktı ve güzeldi.


9 Kasım 2012 Cuma

dersler



derste ayetel kürsü'nün ezberini alıyorum. öğrenci karşımda kıvranıyor. şaşırıyor. şekilden şekile giriyor. bense gülmemek için kendimi zor tutuyorum.
 ne zaman yer değiştirdik biz ya. ben ne ara karşı tarafa geçtim. 
alıştım öğretmen olmaya da arada böyle bi durup, düşünüp ardından  tebessüm edip derse devam ediyorum. 
Eee öğrenci milleti benim aklımdan geçenleri bi anlasa tüm karizma gidecek :D

4 Kasım 2012 Pazar

My Tutor Friend

elğenceli bir romantik komedi.
başroldeki kızın birkaç filmini izlemiştim. güzeldi. 
asıl burada kimi gördüm :) yan karakter olarak jong soo rolünde big dizisinde kendisine hayran kaldığım gong yoo oynuyor.


 tabi film 2003 yapımı olunca gong yoo'yu da tanımak biraz zor oluyo :D adam yaşlanınca daha yakışıklı olmuş vesselam.
filmdeki dövüş sahneleri güzeldi ama filmin sonunun dövüş sahnesi ile bitmesine de gerek yoktu. ben klasik bir son bekliyordum.  en azından o kızın kırmızı telefon kulübesinde yağmur altındaki hayalini gerçekleştirselerdi olurdu. ama tabi eğer kore filmi izliyorsanız ve romantik komediyse çok ileri gitmez onlar. edeplice bitirirler filmi :) sonda beklentilerim karşılanmasa da film güzeldi eğlendim izlerken.

1 Kasım 2012 Perşembe

lost and found/yalandan aşk


öncelikle bu filmin afişinden bahsedeyim. berbat :D başroldeki kızı ne filmde ne de afişde beğenmedim.
film ise klasik romantik komedi işte. sonuna doğru ne olacağını kestirebileceğiniz bir film. 
güzel ama çok büyük beklentiye gerek yok. komikti güldüm. izlenebilir yani. 
okuldan bahsedeyim biraz. canımı sıktı bu seçmeli dersler. öğrencilere dersi dinletmek çok zor. dikkatleri hemen dağılıyor.özellikle kur2an dersinde tecrübenin gerektiğini anladım bir kez daha. hiç kur'an öğretmemiş biri olarak zorlanıyorum. takip edecek kitapda yok. kafamdan gitmek de yoruyor. öğrenciler zaten biliyorum ayağında.
ama diğerleri iyi ya. bugün dörtler bana şarkı söyledi. çok tatlılar ya. çok hoşuma gitti :) keratalar işlerini biliyorlar.4. sınıflara ne kadar kızsamda çocuk oldukları için hemen unutuyorum.
5. sınıflar sorun. orta okul olmaya alışamadılar. böyle arda gidip geliyorlar. sınıfın dörtte biri sadece aklı başında :) öyle işte alışıyorum yine de.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...