21 Ağustos 2013 Çarşamba

monstar/2013

iki gün önce kaaaç saat uğraşarak yazdığım yazı silinmiş. çok moralim bozuldu. nasıl sildim hiç bilmiyorum. sırf diziyi çok sevdim ve de verdiğim emek boşa gitti diye aklımda kaldığınca tekrar yazacağım yazıyı. 

diziyi izlemeyi hep erteliyordum çünkü liseli dizilerinden sıkılmaya başlamıştım artık. ama iyi ki izlemişim dedim. hiç pişman etmedi beni dizi. 
romantik komedi, eğlenceli bol müzikli bol performanslı ayrıca bol masumluk içeren bir dizi.
diziyi eski yazıda güzelce anlatmıştım ama şimdi anlatmaya üşeniyorum yeniden. o yüzden buradan bakabilirsiniz konusuna. ben resimler ve bolca performanslar üzerinden anlatacağım diziyi size. 
dizi böyle masum bir görüntüyle başlıyor. eğer masum bir görüntü çizmek istiyorsunuz basma bir elbise üzerine de bir yelek tamamdır. bakınız burda da juniel'i aynı imajla göstermişlerdi. 
diziyi izlemeyi aslında bu kızı ilk başta sevmediğimden de erteliyordum.değişik bir yüzü var. burda da sanki oyuncak bebek gibi çıkmış. 
ayrıca kızın kilosu da 42. boyu 1.63. doğum 1990. şimdi bunları niye mi veriyorum. bende 90 doğumluyum, boyum 1.63 tek fark kilo. benimle 50 kiloyum diye uğraşıyorlar. bu kız bu kilo ile aslında yooooğ :)
dizinin başından eğlenceli bir kare daha. bu da dizide çok güldüğüm bir sahneydi. bu sahnede nasıl gülünür derseniz izleyin görün :))

dizinin erkekleri. şu saç sitilinden izlerken basıl sıkıldım ama. normalde jun hyung değişik saç sitilleri ile bilirimiş. keşke burda da bir değişiklik yapsalardı. sonuçta dizide de şarkıcı rolündeydi.
gelelim müziklere.

 
en beğendiğim ve telefona da attığım müzik. dizide jun hyung'un grubu ile söylediği şarkı. grup üyeleri Btob'dan.

dizinin yan karakterlerinin söylediği I am the best.


yine yan karakterlerden Na Na'nın dansı. kızı dizide göstermeye çalıştılar baya. o da kendini iyi gösterdi bence. hem ses hem dans.

dizide iki defa ayrışma yapılıyor. son yarışmada karşı tarafın gösterisi. çok beğendim. çok profesyoneldi.

bahsettiğim yarışmada diğer performans. 

küçük yıldızlarda gösterildi dizide. se yi'nin babası ile küçüklüğü.
işte böyle güzel bir diziydi. tekrar yazdığım için ekleme ve çıkarmalar oldu mecburen. yarım yamalak yazsam da güzel bir diziydi.


oh! my lady


öncelikle yine dizinin afişi ile söze başlamak istiyorum
bu ne ya. güzelim diziye böyle bi afiş mi olur. sırf bu yüzden izlememiştim ama sonra bir blogda gördüm güzel dediği için izledim.
bu afişten lokantada geçen bir mafya dizisi anlarım ben ya :)
ama şuna bakın yaaa . burda da çok güzel romantik komedi bir dizi derim işte.
dizide super juniordan siwon başrolde. super junior dinlemediğimden pek tanımıyordum ama dizide anladım bu çocuk tam bi super junior. nasıl bir vücuttur o öyle. ama biraz da fazla sanki arada sanki dövüşçü gibiydi o pazularla.
başrol kızı (kızı diyorum özellikle) durmadan kendine ajumma diyip durdu. bu fizik ve bu güzellikle mi :DDD
kadına bi güzel kıyafet giydirmediler ya ajumma rolunde diye. 
diziyi izlerken sıkılmazsınız. ben merak ettiğimden atlaya atlaya gittim sonlarda.
çok duyulmamış bir dizi ama duyulması gerekiyor. güzel bir romantik komedi. konusu çok çok ahım şahım değil ama beğenilecek tarzda bir dizi. hani dizini en atraksyonlu yani başrol kızı 35 başrol erkeği de 28 yaşında. ve birbirlerini seviyorlar. herhalde bunu diyebilirim en değişik. 
eğer benim gibi eğlenmek istiyorsanız ve de romantik komedi oslun diyorsanız kesinlikle tavsiyemdir yani :)

kızın sesini dizi de duyamasak da çok şekerdi. o yanakları ısırasım geldi.

le min hoo'ya benzettim arada adamı. ki saç modeli kıyafetler filan buna çok müsait.
son olarak dizi müzikleri de güzeldi. eğlenceliydi.

tree of heaven/Tengoku no ki

park shin hye dizileri forever :)
dram bile izliyorum siz düşünün bendeki hırsı, istikrarı.
tam bir dram yaaa. ağlatırdı normalde de atlaya atlaya gittim sonlarında. ha bir de sonu çok klişe. özellikle aşk tesadüfleri sever filmini izlediyseniz bu dizi sizi hiç etkilemez. sonunu söylemeyeceğim çünkü ben sonunu merak ederek izledim diziyi. izlemek isterseniz ufak bir tüyo olsun size sadece.
ha na ile yoon sun ebeveynlerinin evlenmeleri nedeniyle üvey kardeş olurlar. ama ha na yoon sun'a ilk andan beri öyle iyi davranır ki çocuk aşık olmasında ne yasın.daha sonra ha na da aşık olur ama bunun doğru olmadığını düşünerek çocuktan uzaklaşır. en sonunda yoon sun artık ha na'ya zorluk çıkardığını anlar ve ondan uzaklaşır. ta ki iki yıl sonra ortaya çıkar ve artık çok değişmiştir.
 bu arada trafik kazasında ebeveynleri de ölmüştür. ama bundan haberleri yoktur.  
 aradan geçen 2 yılda ha na yoon sun'a daha da aşık olmuştur.
dram sevmediğim için bana normal bir dizi geldi. yoon sun yani Lee Wan'ın oyunculukta güzeldi. ama bayadır ortalıkta yokmuş. en son 2009 da Swallow the sun-güneş tutulması adlı diziyi çevirmiştir.



dizide birçok da güzel sahne vardı. sadece birazını koydum buraya.  klasik bir senaryo olmasına rağmen   dram sevenler izlemeli bence

20 Ağustos 2013 Salı

Don't Worry I m A Ghost / Endişelenmeyin, Ben Bir Hayaletim / 2012

park shin hye sardım bu ara. şu anda zoraki prens dizisini izliyoruz annemle. annem alt yazılı izlemiyor. o yüzden türkçe dublajlı nerde kore dizisi bulursam hemen birlikte izliyoruz.
neyse gelelim park shin hye var diye izlediğim filme. filmin ismine baktığınızda sizi eğlenceli birşey karşılayacak sanabilirsiniz ben öyle sanmıştım. eğlenceli yerleri de vardı ama daha çok başka şeyler buldum ben filmde. filmin konusuna burdan bakabilirsiniz. ben baya filmi anlatacağım çünkü. ona göre okuyun yazımı :)
öncelikle karakterlere bakalım.
park shin hye- yeon wha

bong tae kyu-moon ki
park shin hye'nin yanına yakışmamış diye düşündüm izlerken ama sonra beğendim. bu adamın olması gerçekten iyi olmuş filmin sonunda duyguyu güzel hissettirdi bana. 
moon ki bir kaza sonucu hafızasını kaybediyor ve bir anda bir hayalet beliriyor. ben kimin derken bu hayalet de kim demeye başlıyor bir anda. aslında o hayalet çook öncelerde moon ki'nin hayatını kurtaran sonra da uzun bir süre moon ki'yi göremeyen ama moon ki'nin onu takip ettiği ve içten içe de sevdiği yeon wha. 
yeon wha'nın da moon ki'nin yanında bir anda belirmesinin bir nedeni var tabi. ölmeden önce son gördüğü kişi moon ki ve hayatını kurtardığı andan beri moon ki'ye birşeyler besliyor o da. işte tam öldüğü gece moon ki'ye açılmayı planlarken bir anda ölmüş buluyor kendisini. moon ki'nin hafızasının yerine gelemsi için elinden geleni yapıyor çünkü ölmeden önce son gördüğü o olduğu için belki onu öldüreni moon ki görmüştür diyor.
peki moon ki gerçekten öldüreni gördü mü? yeon wha'yı kim öldürdü? 
tüm bunlar filmde çözüme kavuşuyor ve sanki filmi psikolojik bir filme de çevirmeye çalıştıklarını anlıyoruz sonunda. 
dedim ya isimden eğlenceli birşeyler bekledim ama bana başka şeyler gösterdi film. moon ki için üzüldüm adamı sonda kafayı sıyırmış olarak gösterdiler. 
eğer sonu böyle bitmeseydi eh derdim film için ama bu sonla güzel bir film.
biraz da filmden kareler...
yeon wha ile ilk karşılaşmaları. moon ki'yi boğulmaktan kurtarıyor.

böyle de sevimli bir hayalet :)



hele bu resmi gördükten sonra daha da çok izleyesi gelir insanın :)




15 Ağustos 2013 Perşembe

ben var müzik dinlemek#9

bu sefer ostlarla karışık bir yazı yazacağım ve baya bir uzun olacak sanırım.. izlediğim dizilerin birkaçının müzikleri gerçekten güzeldi. ki önceki yazılarımda dizilerden bahsederken de söylemiştim beğendiğimi.
gelelim o müziklere şimdi.
shinee- green rain
shinee dinlemezdim pek ama bu şarkıdan sonra bir bakayım dedim ve birkaç şarkısını daha beğendim. diziyi tekrar ahtırlatayım zilemeyen varsa izlesin. the-queens-classroom
shinee-hello
shinee-forever or never
F.T. island- hello hello
aslında F.T. island'da pek dinlemem ama bir bakayım derken şarkıyı telefona atmışım bile :D
sweet sorrow-just get away
çok eğlenceli bir klip. bunu da bez cadıları sayesinde keşfettim. ilk başta ne yapıyorlar dedim ama daha sonra bayıldım çok güldüm klibe.
evet şimdi de sıra ostlara geldi. 
park shin hye- the day we fall in love 
sheartstrings yazımda da bahsetmiştim bayıldığıma. tabi dizinin de etkisi var shin hye'nin sesinin beğenmemde.


CN blue- see my eyes
CN blue dinler oldum resmen. 
CN blue-I will forget you
bu şarkı resmen beni benden alıyor.
sunny hill-thump thump
aslında yazısını yazmadığım ama çok severek izlediğim bir dizinin ost'u bu. dizide kızın telefon müziği buydu. dizinin adı the greatest love. mutlaka izleyin. 
G.NA-because you are my man
G.NA'nın seslendirdiği ostları genelde severim. ama hep hüzünlü şarkıları seslendiriyor o da ya. 
tatil bitene kadar ne dinlersem ne izlersem kar diye bakıyorum şu ara :)

The Girl Who Leapt Through Time/zamanda sıçrayan kız

2006 yapımı bir animeden bahsedeceğim size bugün. çok anime delisi değilimdir ama bu ilgimi çekti sanırım isminden dolayı. kim bazen geçmişe gidip hatalarını düzeltmek istemez ki??
ilk başta afiş etkiledi beni. sade bir şey biliyorum ama hoşuma gitti.
anime lisede okuyan üç arkadaş üzerinden ilerliyor. bunlardan ikisi zamanda sıçrayabiliyor. asıl sıçrayan Chiaki ama daha sonra Chiaki sayesinde makoto da sıçrayabiliyor. tabi bunu ilk başta ikisi de bilmiyor ve bu sıçramasını sağlayanın chiaki olduğunu ve onun gelecekten geldiğini animenin sonlarına doğru öğreniyor. 
ilk başta bu sıçrama işi çok hoşuna gidiyor. ne zaman hata yapsa veya bir olay hoşuna gitmese onu değiştirebiliyor sıçrayarak. ta ki bu sıçramalarının başkalarının hayatlarını değiştirdiğini fark edene kadar. her şeyi yoluna koymak istiyor ama bu sefer de çok az sıçrama hakkının kaldığını öğreniyor.
anime tam da benim içimde yaşadığım durumları ele alıyor aslında. öyle yapmasaydım şunu demeseydim derken aslında herşeyin olması gerektiği gibi olmasının en doğrusu olduğunu bana tekrardan hatırlattı. geriye dönüp hatalarımı düzeltseydim başka hatalar yapıp daha büyük sorunlara yol açabilirdim her şey daha karışık olabilirdi.
bu sahnede Chiaki makotoyu sevdiğini söylüyor ama makoto ne yapacağını bilemeyip geçmişe geliyor ve bu olayın yaşanmamasını sağlıyor. fakat kaç defa geçmişe gelse de her defasında Chiaki bir yolunu  bulup konuyu tekrar açıyor.

en sonunda hiç Chiakinin bisikletine binmemeye karar veriyor ve Chiaki'den kaçmaya başlıyor. tabi enreye kadar o kadar kaçarsan çocukta seni bırakır. tam da çocuk bıraktığında Chiaki'den hoşlandığını anlıyor klasik kız sendromu işte :D

japonalr anime yapar da gün batımı sahnesi olmaz mı. ne kadar japon dizisi izlediysem mutlaka bir gün batımı sahnesi oluyor. bu durum animede de değişmedi.
animenin sonu da gün batımıyla bitiyor. tabi sonuna kadar neler neler oluyor onlardan da bahsetmeyeyim izleyip görün.
ben beğendim animeyi. süresi 1 buçuk saat o da etkili oldu beğenmemde. uzun olunca sıkılıyorum biraz.




11 Ağustos 2013 Pazar

heartstrings/2011


eğlenceli romantik komedi bir dizi ile karşınızdayım yine. dizii 15 bölümlük ve başrol oyuncuları çok tanıdık. park shin hye ve CNblue'dan jung yong hwa başrolde. you are beautiful dizisinden de biliyoruz ayrıca bu ikiliyi.

dizi geleneksel müzik öğrencisi ile modern müzik öğrencisinin yollarının romantik bir şekilde kesişmesi ile başlayıp ardından kızın oğlana aşık olması, oğlanın başkasını sevmesi, sonra kıza ilgi duyması ve mutlu son sevgili olmaları ve olmazsa olmaz yine ayrılmaları,  finalde de tekrar birleşmelerini işliyor. yani klasik romantik komedi dizisi işte. bu dizinin artısı ne derseniz müzik var sonuna kadar tabi ki de dans. müzikalli dizileri sevenlerdenseniz benim gibi mutlaka izleyin. ki bu oyuncular olur da izlenmez mi orası da tartışılır yani.
bu yazımda hem resim hemde müziklerine yer vereceğim dizinin.
dizide bol bol bisiklet sahnesi görecesiniz. tabi ilk kız aşık olduğu için de bu sahneler çok eğlenceliydi.
dizinin ortalarına goğru artık oğlanda kızı seviyor. ma oğlan hem yakışıklı hem de şarkıcı olunca kızın düşmanı çok oluyor tabi. bu sahnede oğlan herkese rest çekip kızı ne kadar sevdiğini gösteriyor. önce kız için bir şarkı söylüyor barda ardından da :)
bu sahneler de çok görüldü dizide. müzikalin yönetmeninin kıza karşı bir sempatisi vardı ve sanki çocuk sever gibi kızın saçlarıyla oynayarak gösteriyordu bunu da :)
böyle romantik bir dizi de yağmurlu bir sahne olmazsa olmazdı yani.
yine bir klasik sahne. 

bu sahne dizinin başlarından ve çok komikti. kız yere düşüyor ve nasıl oluyorsa oluyor oğlanın ayağına kapanmış buluyor kendini. iki dakika önce neler saydırdı çocuğa ardından ayaklarında.
şunu da söylemeden geçmeyeyim shin hye'nin dizideki stilini çok sevdim. uzun etek ve kore dizisi. ilk başta anlamsız gelse de çok yakışmıştı keşke bu stili kullansalar arada. 
bu da yine bir klasik :) mutlaka romantik komedi dizilerde böyle bir aksesuar takıntısı oluyor. çift telefon süsleri.
gelelim müziklerine. resimlere girersem çıkamayacağım belli. daha yan karakterleri var bu işin bitmez yani.

park shin hye- the day we fall in love
şu an telefon müziğim bu şarkı. görün yani nasıl beğendim :)


jung yong hwa-see my eyes


CN BLUE- Iwill forget you


bu şarkıyı dizide shin hye söylüyor. onu da paylaşayım. onun yorumu ile beğendim çünkü ilk bu şarkıyı.


 going to meet you 
bu da sadece ensturiman ve bunu da alarm sesi yaptım telefona. galiba ben baya bir etkilenmişim müziklerden :)
imddi bu kadar övdüm diziyi sakın mükemmel bir dizi sanıp da izlemeyin dedim ya ben dizinin müziklerinin büyüsündeyim şu an. bazı gereksiz yerleri vardı. klasik sahneler çoktu. zaten atlaya atlaya izledim anlayın yani siz. eğer o kadarına takılmam ben derseniz izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...