13 Eylül 2013 Cuma

adsız bir mim :(( (niye adı yok ya yazık:))

paul beni mimlemiş. o da olmasa yazı yazacağım yoktu  :) hemen başlayalım bu adsız mime.
Hayatınızda hiç mucize olarak nitelendirebileceğiniz bir olay yaşadınız mı?
mucize olarak hiç düşünmedim ama birçok konuda Allahın yardım ettiğini söyleyebilirim. balkanlara gitmem mucize olabilir babamın izin vereceğini sanmazken sabah kalktim ve gidebilirsin dedi. tabi ben havalarda o an :)) üniversiteyi aynı şehirde okuyup üzerine hiç tahmin etmezken hatta aynı şehirde öğretmenlik yapanlar ne ballı derken yaşadığım yerde öğretmen oldum. yıllar sonra ilkokul öğretmenimin beni ve birkaç arkadaşımı bulması evet onun bizi gelip bulması ve hala görüşüyor olmamız. şu anlık aklıma gelenler bunlar. eğer mucize denirse bunlara :)
Almayı düşünüp de alamadığınız ne var?
neler yok ki. bir maaşımı alayım diye cümleler çok kurdum öğrenciyen ama hala alamadım maaşımı alsam da. en büyüğünden başlayalım. araba, profesyonel bir fotoğraf makinası. onu alsam bloğumun değiştiğini anlarsınız zaten. fotoğraf çekmeye bayılıyorum. bisiklet en çok istediklerimden. kimseler olmasın yollarda ben bisikletimi süreyim kulağımda güzel bir müzik. ah hayali bile çok güzel. tabi bir de bunun romantik versiyonu geldi şu an aklıma da o bende kalsın :D
Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı?
rahatlık ön planda olacak. ne kadar gözüm kalsa da topuklu ayakkabılarda onlar benim için sadece süs eşyası hızlı yürüyemedikten sonra. öyle çanta sevdalısı değilim gerekmedikçe kullanmam. mesela evimle okulun arası yakın olduğumdan kalemi cebime atıp okula gidiyorum şu sıralar.
birazda başkalarının kıyafetlerindeki takıntılarımı yazayım. çünkü bazen takıntı durumuna geliyor. dayanamıyorum. erkeklerin çok dar pantolon giymelerine sinir oluyorum. kilolu kadınlarında aynı şekilde. ne göstermeye çalışıyorsunuz anlamıyorum yani. ha bir de şu son moda olan şortlarda benim için bir görüntü kirliliği. herkesin kendi tercihi tabi ama bence görüntü kirliliği. eskiden mini etek giymekte çekinilirdi ama şimdi herkeste bir şort sevdası. ne yani etek giyince o bacaklar görünüyor da şortta görünmüyor mu. ama yine söylüyorum bu benim fikrim.
Nefret ettiğiniz huylar ve insanlar?
kendimde nefret ettiğimden başlayayım geç kalmam genelde. illa koştur koştur yetişeceğim herşeye. bir de kendi kendime kurmam. bu herhalde boş vakitlerde yaptığım birşey. yapacak işi olmayan ne yapar kendi kendine hayal kurar durur hiç olmayacak şeylere. belki olur diye.
insanların herşeyi kendilerinin doğru bilmesi. illa kendi düşüncesini kabul ettirecek. genelde öyle insanlarla pek tartışmamaya çalışıyorum. çünkü sonuçta boş bir tartışma oluyor.
kıskanç insanlardan da nefret ediyorum. illa en iyisi onlarda olacak.
Sizi en net tanımlayan kelime?
bence meraklı olabilir. herşeye bir merakım oluyor maymun iştahlı da diyebiliriz. sırf bu yüzden daha hangi alanda çalışacağıma da karar veremedim. belki de hiçbiri beni tam olarak çekemiyordur. arkadaşlarıma göre de sakin-sabırlı sanırım. benimle kavga edemedikleri beni kızdıramadıkları için :))
Hayata yeniden gelme şansınız olsa hangi ülkede doğardınız?
ilk aklıma gelen şimdi japonya oldu. ve de tokyo'da. ama bir mekke de medine de fena olmazdı hani. düşünsene bi ana dilin arapça. şu anda arapça çalışmak dışında herşey yaptığım için takıldığım yerde dil oluyor tabi :D
 Tek başına bir insan keyiflenmek için ne yapabilir?
müzik dinleyebilir, romantik komedi izleyebilir, kahve içebilir olmadı yürüyüşe çıkabilir ama sessiz sakin bir yerde. manzarası da olursa hemen keyiflenebilir yani :)
Nikah masasında evleneceğiniz kişiden “Hayır” cevabı alsanız ne yaparsınız?
yok artık. kızardım ağlardım ama herhalde bir tekme atmadan da durmazdım :D benim canım yanıyorsa onunda yansın demi :D
 İnsan kaderini mi yazar, kaderini mi yaşar?
insan her ikisini de yapar. şu an benim gibi çalışmayıp kaderini yazar, yaşadığı yerde öğretmen olup kaderini yaşar. bir de kader deyince aklıma gelen tevafuklar olur ki hiç anlam veremeden hayatına devam eder. geçen cumartesi arkadaşımla buluşmuştum güzel bir sohbetin ardından hiç beklemediğim bir anda birisiyle karşılaştım ve onu gördüğümü belli etmeden yanından geçip gittim ama sanki geçerken "merhaba" dedi gibi geldi veya ben o anın şoku ile kendim uydurdum bilmiyorum ki  9-10 yıldır hiç konuşmadım sadece tevafuk eseri ara sıra rastladığım biri. ve bu tevafuklar bana hiç iyi gelmiyor. kurmaya başlıyorum ki bu durum en sinir olduğum huylarda yazmıştım.
öyle işte bazı şeyler bizim elimizde bazıları değil. yaşıyoruz görüyoruz.
Aklınıza gelen ilk İngilizce kelime?
kader yazınca destiny geldi. 
İnternette sahip olduğunuz ilk nickname?
hatırlamıyorum ki :)) kendi adımdır herhalde. pek internetten çakmadığım zamanlardan bahsediyoruz herhalde kendi adımı kullanmışımdır. 
ah bir an bitmeyecek sandım :)) uzun süre yazmayınca hamlamışım.
doğu denizi, hayal otobüsü ve alielleye paslıyorum bu mimi. umarım görüp yazarlar :)

ben var müzik dinlemek#10

aslında mim yazacaktım önce ama dayanamadım kaç ay önce beğendiğim bir şarkıyı buldum youtubede. aslında bu şarkıyı ilk beğendiğimde indirmiştim ama video olarak inmişti ve elimdeki tek şey videoydu. kim yapmış neciymiş bilmiyordum ve müziği bir türlü telefona atamamıştım. okulda bile bilgisayardan açıp deli gibi bu müziği dinledim uzun bir süre. şimdi bulunca hemen indirdim ve telefona zil sesi bile yaptım. tabi sizinle de paylaşmak istedim bu sevinçli haberimi.
bunu ne kadar aratsam da bulamamıştım youtubede. meğer ben yanlış arartıyormuşum. şarkının adı:
july-in love
kimdir nedir bulamadım bu kişiyi. sadece bulduğum bilgi 2012 mart ayında yayınlamış bu albümü. eğer tanıyan bilen varsa beni aydınlatırsa çok sevinirim. 
işte bir müzik beni böyle büyüleyip en üşengeç zamanımda bile blog yazdırabiliyor.

 nerdeyse bir aydır da ne dinliyorum yazmamışım gerçekten ben ne dinliyorum bir aydır :)) hızlıca yazayım hemen sonrada yatayım yarın okul var. 
BTOB- trhiller
BTOB geri döndü. ilk başta pek sarmamıştı ama sevdim sonra.

BEAST-on rain days
bayıldı bu şarkıya. aslında ilk Ailee'nin yorumu ile dinledim geçen gün. ama müziği çok tanıdık geldi. sanki daha önce de bir yerlerde dinleyip sevmiştim gibi geldi.veeee işte yazıyı yazarken video ararken buldum meğer ben bu şarkıyı gerçekten önceden dinleyip sevmişim. bakın nerede dinlemişim de kulağımda kalmış bu güzel melodi :))

 şu an bile yazarken bir yandan dinliyorum ve bir daha bayılıyorum bu müziğe. sözleri de güzel. 
ben dayanamadım tuttum bunun ingilizcesini de buldum
işte ingilizce versiyonu.
ee bi de Ailee'den dinleyin o zaman
vaay size aynı şarkının dört farklı şeklini sunmuşum artık sizi de biri kendine çekmiştir herhalde. çekmediyse de çok sorun değil beni fazlasıyla çekti kendine :)))
bir ayda baya bir müzik birikmiş yeni farkettim.artık dinlemekten sıkıldıklarımı bile yazmamışım yani düşünün halimi :D hemen hızlıca ekliyorum bir aylık ganimetlerimi  :)
bunların çoğunu önceki yazılarda bahsetmişim o yüzden ayrıntıya inmiyorum.

Ha Yeon Soo, Kang Ha Neul, Kim Cho Eun - Atlantis Princess

First Love Monstar BTOB&Junhyung)


Monstar All for one and no min woo

sunny hill goodbye to romance
bu şarkıyı keşfetmemi ve sunny hilli daha çok dinlememi Nursena sağladı :)) onun sesinden de dinlemeyi çok isterim. umarım en kısa zamanda cover yapar bu şarkıyı.

jaywalking-shut up: flowerboy band

cnblue -love night

bu da eskilerden bir şarkı. çook dinlediğim ama eskimeyen bir şarkı. özellikle bu ikilinin söylemesini seviyorum. şarkı çok güzel. bu ikiliyle daha da bir güzel. 
vee bitirdim sonunda





4 Eylül 2013 Çarşamba

biraz benden#6

okul mesaisi başladı. yeni arkadaşlar gelmiş şimdilik iyi anlaştık. 
eğer stajyerseniz okulda nerede yazı yazılacak orada ben :) bugün okulda kurul vardı ve tabi ki yazman ben. bu işlere kimsenin gönüllü olduğu da yok. ama zor bir şey değil. hem boş boş oturup konuşulanları dinlemek yerine iyi de oluyor.
ayrıca bir karar da vermiştim onu da uygulamaya çalışıyorum. dizilere ara verdim artık. deli gibi yazın dizi film izledim iyice depoladım. şimdi çalışma zamanı. arapça çalışmaya başladım. kpss tez dönemi filan derken 2 yıldır elime almıyorum iyice bıraktım. unutmuşum ama bakınca hatırlaması kolay oluyor inş öyle de gider. şu dil sınavını geçersem kendimi kasıp önüme bakacağım. hala yüksek lisans için bir şeye karar vermiş de değilim. 
şimdilik sadece dil sınavını geçmeyi düşünüyorum.

1 Eylül 2013 Pazar

yapay zeka/2001


eski bir filmi yazacağım hatta herkes izlemiştir bile ama ben ne kadar duysam da izlememiştim. böyle bir film olduğunu bilsem kesin izlerdim ama.
beni benden aldı resmen filmin sonunda gözyaşlarımı zorla tuttum. Steven Spielberg yapar da kötü olur mu. adam deha ya.
filmi herkes biliyordur ama ben yine de azıcık konusunu yazayım. geleceğe ait bir pinokyo hikayesini anlatıyor bu film. insanlar ve robotların dünyası. gerçek akıl-yapay zeka. müthiş bir film
filmin detaylarını buradan bulabilirsiniz. eğer benim gibi izlememişseniz hala hiç vakit kaybetmeyin.
ayrıca Steven Spielberg kim derseniz buraya buyrun. eminim birçok filmini izlemişsinizdir.



31 Ağustos 2013 Cumartesi

Shut Up: Flower Boy Band

öyle üşeniyorum ki yazı yazmaya. resmen tatilim bitti yaaaa. pazartesi iş başı ve dizi filmlerin sonu :(
bir dolu şey izledim tatilde ama sadece çok beğendiklerimi yazmaya özen gösterdim. 

bu dizi de beğendiklerim arasında. aslında romantik komedi sevdiğimi biliyorsunuz yazdığım yazılarda ama şu ara arkadaşlık dizilerini de sevmeye başladım. bakınız the queen's classroom dizisi.


bu dizide hem arkadaşlık hem müzik romantizm hem komedi hem aksiyon hem de dram bulacaksınız. böyle geniş kapsamlı bir dizi yani. neresi sizi çeker bilmiyorum ama beni her yanı çekti dizinin.ama kimileri pek beğenmemiş diziyi. öyle yorumlarda okumuştum onun için temkinliydim diziye karşı. fakat öyle olmadı sevdim ben.

dizinin başlarında çok şaşıracaksınız ne oldu şimdi diyeceksiniz. neye diyeceğinizi söylemeyeyim de süprizi kaçmasın ama ne süpriz. bol acıklı deyip ufak bir tüyo vereyim sadece. dizinin başında bittim buna ya. ne biçim tipi vardı ve ne biçim gözleri. çılgın lider sıfatına tam uyuyordu ama sonraaa :(


 dizide oynayan kişilere gelirsek evet yakışıklılar ama ben içlerinden hangisini tanıyorum hiç birini.
infinite dinlerim ama öyle kimler varmış diye merakla bakmamıştım gruba. işte dizide infinite'den L var.
ayrıca all right şarkısı ile epey ünlenen veya benim kendisini o şarkı ile tanıdığım Lim Kim(Kim Ye Rim) var. nasıl tanıdığıma şaştım ama kızın sesini bir yerden biliyorum ama onun Lim Kim olduğunu ancak dizi bittiğinde anladım. böyle de iyi hafızam vardır yani :D

ve bir de süpriz bir isim. acaba nereden tanıyoruz bu çocuğu. tabiki BOF'tan. orada kötü karakterdeydi ama burda masum aşık rolünde. acıdım bile bazen yani.

peki ben en çok kimi beğendim dizide. L'yi bile gözüm görmedi yaa. ne olacak benim bu uzun saçlılara olan merakım. çok karizmatikti, havalıydı yakışıklıydı. neyse ben uzatır da uzatırım şimdi. ama şu da bir gerçek koreliler uzun saçla daha çok kadınsı oluyor. hiç ayırt edemez yani asyalılara merakı olmayan biri.
aslında kızın hakkında söylenecek çok şey yok ama dizide bana T-ARA'dan Jiyeon'u anımsattı . 
diziyi izlerken dostluk mu kazanacak yoksa para mı demekten kendimi alamadım. dostluk diye bir şey var ve kazanan belli.
bir de dizi liseli gençlerin dizisi olduğu için olmazsa olmaz sonunda hepsi kendilerine bir hedef koydu, yollarını seçtiler. sonunda asıl yapmak istedikleri yolu bulup mutlu oldular.
gelelim müziklere. çok büyük ostları yoktu dizinin. okuduklarıma göre millet şarkılara bayılmış ama ben sadece birini çok beğendim.


kahramanlarımızı şöhrete kavuşturan şarkı.
dizinin konusunu yavan bıraktım farkındayım ama konuyu her yerde bulursunuz zaten. ben güzel olduğunu belirtmek istiyorum sadece. 
tabi bu her zaman kolay değil. bakın bana şu an ilgimi çeken hiç bir alan yok yüksek lisans için. tek hedefim var o da dili halletmek ve bol bol gezip yeni insanlarla tanışmak, yeni kültürler öğrenmek, yeni yerler görmek. tabi hayal kurmak parayla değil ya. ben kurayım hayalimi de gerisi Allah kerim.



22 Ağustos 2013 Perşembe

biraz benden#5

sevmek ne zor işmiş.birisine kalbini vermek...
kim doğru insan? doğru zaman ne zaman? 
görücü usulünde ilk görüşte aşk olamaz mı? 
bir insanı yıllarca görüp de aşk, sevgi neden olmaz?
doğru insan kim?
bunlar şu an benim yaşadığım duygular değil. bir yakınımın derdini dinledim, akıl verdim kendimce. 
ama ona verdiğim akıllar sonra bana dert oldu bunları düşündürttü.
benimde hiç istemeyerek de olsa geçti başımdan buna benzer bir durum her halde onunda etkisi oldu. istemeyerek diyorum çünkü karşı tarafın ısrarı ve yıllarca beklemesi, düşünmesi etkiledi. o etki ile olmayacağını bile bile belki de olur mu ki diye tanımak istedim ama olmadı işte.
dış görünüş değildi sorun onu sorun etmem zaten. ama o ne kadar  sevse de beni öyle söylese de uyuşmadığımızı uyuşamayacağımızı ben görmüştüm. eğer olsa ki devam ettirseydim o kısacık görüşmeyi ne o beni değiştirme isteğinden vazgeçecekti ne de ben onu. ikimiz de birbirimize oldurmaya çalışacaktık hayatlarımızı. bu da olmayacaktı tabi. çünkü ben ondan hayatımı değiştirecek bir elektrik alamadım hiç. o da beni olduğum gibi kabul etmedi zaten. ilerde değiştiririm diye düşünüyordu. benim ondan anladığım buydu, olur tabi diyerek geçiştirmek. 
çünkü o benim ilk olarak dış görünüşüme sonra da tahsilime de vurulmuştu. 
benimse onda gördüğüm bunca yılı bir dış görünüş ile nasıl geçirdiğinin merakıydı. nasıl oluyor da bunca yıl sonra hala kimse yokmuş gibi dünyada bir görüntü uğruna bunları yapabilirin merakı. evet ben bunları asla yapmam. bende unutmadım hala bazılarını. ara ara aklıma gelir ama bunu yapacak cesaret bende hiç olmadı hiç de olmayacak. çünkü saçma bulurum bu kadarını. kaderinde varsa o yıllar önceki kişi zaten ortaya çıkar bir yerde. ama yoksa onu oldurmak için bu kadar çaba gereksizdir.
evet bu kısa şeyden öğrendiklerim oldu. bazen olmasaydı da bende bunları öğrenmeseydim diyorum ama bu yaptığımda bir yanlışlık gördüğüm için değil. sonuçta eğer bunları yaşamasaydım bunları düşünemeyecektım. eğer beni gerçekten etkileyen biri olasaydı belki şuan evli bile olurdum onunla. 
ama dedim ya o anki aklımla yaşadım bunları ve o an çoktan geçti, o fikirlerin yerine yenisi geldi.
bu düşündüklerim yüzünden kendimi tam bir yetişkin gibi görmüyorum. hala çocuk bir yanım var ve o çocuk yanım hala hata yapa yapa öğreniyor. öğretmen olsam da başka bir şey olsam da o çocuk yanım gitmeyecek bunu biliyorum. 

21 Ağustos 2013 Çarşamba

the greatest love/en büyük aşk

neredeyse 20 gün oluyor bu diziyi izleyeli. çok da beğenmeme, bi dolu resim toplamama rağmen yazmak gelmedi içimden. herhalde kendime sakladım bu eğlenceli diziyi.
yeppuda'daki afişi beğenmedim yine o yüzden bu resimle diziyi yazmaya başlıyorum. çünkü oradaki resmi görünce insanın izleyesi gelmiyor.
 eski bir şarkıcı olan goo ae jong'un yeniden şöhret olma çalışmaları esnasında çook ünlü bir yıldız olan gok go jin ile arasında geçen çok eğlenceli bir dizi. 
cha seung won-dok go jin
ben bu adama bittim bu dizide. the city hall  dizisindeki performansından sonra burada da böyle komik olunca bu adam gözümde bir numara oldu. bu adamı anlatayım sadece siz de sadece bu adam için izleyin ve gülmekten ölün.
dizinin tek kötü yanı varsa o da ae jong'un o berbat ötesi kıyafetleridir. dizinin ilerleyen bölümlerinde ünlü olunca da o zevksizlik devam etti. tek katlanamadım yeri o dizinin. bu yüzden de  tek bir fotoğraf yükleyeceğim buraya. sizinde göz zevkiniz bozulmasın.
dizinin başındaki zevksizlik. tamam bunu bir yere kadar kaldırabilirim. sonuçta bitmiş birisi. yeniden canlanmaya çalışıyor.

iyi de dizinin sonundakine ne demeli.
bakın dizide kim var. ae jung'un eski grubundan arkdaşı ve go jin'in çakma sevgilisi. bu kızı you're the best, lee soon shin'de gördüm ilk. burda da varmış.
eski grup demişken ondan da bahsedelim.
işte genç kız grup oldukları zamanları.
müzikleri dizide o kadar çok çaldı ki ister istemez etkiileni telefona attım ve bu kadar süre yazmayınca o şarkıyı eskitmiş bile oldum ben :)
 
sunny hill-thump thump
müziklere girmişken diğer beğendiğim şarkıyı da paylaşayım.
 
G.NA-my man
nerde hüzünlü bir an orda bu şarkı dizide.
dizinin aşk üçgeni de işte burada.gerçekten yok artık yani. cillop gibi çocuklar genci yaşlısı gidiyor bu kadını beğeniyor ya. neyse susuyorum.
bakın kim varmış burada bir de. gu family book'un yakışıklısı da varmış. çok kısa bir süre göründü dizide. ama o sahnesi bile eğlenceliydi.
yoooook artık :D



burda patatesleri katlediyordu.
ay bu izlediğim romantik komedilerin içinde baş sıralarda yer aldı bu adam sayesinde.
eğlenmek istiyorsanız mutlaka izleyin






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...